İçeriğe geç
Ayet ayet

Necm Suresi hakkında

Necm Suresi Kur’an’daki 114 surenin 53. suresidir, Mekki olarak sınıflandırılır ve 62 ayettir. Medine Mushafında (604 sayfa) 526. sayfada başlar. Sureyi burada ayet ayet dinleyebilir, Arapça metnini Türkçe meali ile okuyabilirsiniz.

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

    Battığı zaman yıldıza andolsun.

  2. مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

    Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.

  3. وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

    Kendi hevasından konuşmaz.

  4. إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيٞ يُوحَىٰ

    (Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

  5. عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

    Bunu, ona çok güçlü biri öğretti.

  6. ذُو مِرَّةٖ فَٱسۡتَوَىٰ

    Güç sahibi ve güzel görünüşlüdür. (Derken en yüksek ufukta) yükseliverdi.

  7. وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

    O, en yüksek ufukta idi.

  8. ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

    Sonra (Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı.

  9. فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

    Böylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklaştı.

  10. فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

    Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettiğini vahyetti.

  11. مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

    (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

  12. أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

    (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

  13. وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

    Andolsun ki o, Cebrâîl’i bir başka inişte daha görmüştü.

  14. عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

    Sidre-i Müntehâ’nın yanında.

  15. عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

    Cennetü'l-Me'va da onun yanındadır.

  16. إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

    O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.

  17. مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

    Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

  18. لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

    Andolsun ki o Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

  19. أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

    Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?

  20. وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

    Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

  21. أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

    Erkekler sizin; dişiler O’nun mu?

  22. تِلۡكَ إِذٗا قِسۡمَةٞ ضِيزَىٰٓ

    Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.

  23. إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءٞ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

    Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

  24. أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

    Yoksa insan her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?

  25. فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

    Ahiret de dünya da Allah’ındır.

  26. ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

    Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.

  27. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

    Doğrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendirirler.

  28. وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـٔٗا

    Hâlbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz hak adına hiçbir şey ifade etmez.

  29. فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

    Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur!

  30. ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

    İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.

  31. وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

    Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

  32. ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةٞ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

    Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.

  33. أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

    Yüz çeviren kimseyi gördün mü?

  34. وَأَعۡطَىٰ قَلِيلٗا وَأَكۡدَىٰٓ

    Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.

  35. أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

    Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

  36. أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

    Yoksa ona Mûsâ'nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi?

  37. وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

    Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde)

  38. أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٞ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

    Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

  39. وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

    İnsan için çalıştığından başkası yoktur.

  40. وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

    Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

  41. ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

    Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak verilecektir.

  42. وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

    Ve kuşkusuz en son varış Rabbinedir.

  43. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

    Güldüren de, ağlatan da O’dur.

  44. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

    Öldüren de, dirilten de O’dur.

  45. وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

    Erkek ve dişi olarak iki cinsi yaratan O’dur.

  46. مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

    Bir nutfeden rahimlere döküldüğü zaman.

  47. وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

    Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.

  48. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

    Zengin kılan da, varlıklı eden de O’dur.

  49. وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

    Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi de O’dur.

  50. وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

    Ve şüphesiz ki, önceki Âd Kavmi’ni O helâk etti.

  51. وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

    Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

  52. وَقَوۡمَ نُوحٖ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

    Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

  53. وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

    O, (Lût kavminin) altüst olan şehirlerini de böyle yaptı

  54. فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

    Onlara bürüyen (şiddetli bir azap) bürüdü.

  55. فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

    O halde, Rabbinin hangi nimetinden şüphe ediyorsun?

  56. هَٰذَا نَذِيرٞ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

    İşte bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

  57. أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

    Yaklaşmakta olan (kıyamet iyice) yaklaştı.

  58. لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

    Onu (vaktini) Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.

  59. أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

    Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?

  60. وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

    Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!

  61. وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

    Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız.

  62. فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

    Artık, (sadece) Allah’a secde edin. O’na ibadet edin.

0/62
0

0 sevap bugün · 0 bu cihazda toplam

“Kim Allah'ın Kitabı'ndan bir harf okursa, ona bir sevap vardır. Sevap ise on katıyla çoğalır.” Câmiu't-Tirmizî 2910. Uygulamadaki harf kuralıyla sayılır; bir sayımdır, asla bir vaat değildir.

0

0 bugün bekleyen elmas

Okumanızdan tahmin edilir, uygulamadaki günlük sınırla aynıdır. Elmaslar Quran Habit uygulamasında kazanılır ve alınır.

0:00
Mishary Alafasy Necm 0:00 0:00

Mushafta Necm Suresi

Nüzul
Mekki
Cüz
27
Kelime sayısı
360
Medine Mushafı (604 sayfa)
526-528
İndoPak Mushafı (610 sayfa)
526-528
Nesih Mushafı (612 sayfa)
527-529

62. ayette Medine Mushafında secde işareti vardır.

Necm Suresi hakkında sorular

Necm Suresi kaç ayettir?

Necm Suresi 62 ayettir. Kur’an’daki 114 surenin 53. suresidir.

Necm Suresi hangi cüzdedir?

Necm Suresi: cüz 27 (30 cüzden).

Necm Suresi Mekki mi, Medeni mi?

Necm Suresi Mekki olarak sınıflandırılır.

Necm Suresi hangi sayfadadır?

Necm Suresi Medine Mushafında (604 sayfa): 526-528. İndoPak Mushafında (610 sayfa): 526-528. Nesih Mushafında (612 sayfa): 527-529.

Necm Suresi kaç kelimedir?

Necm Suresi: 360 kelime, bu sitenin gösterdiği Osmani metinden hesaplanmıştır.

Necm Suresi kaç Arapça harften oluşur?

Necm Suresi: 1.419 harf, aynı Osmani metinden, harekeler sayılmadan hesaplanmıştır.

Necm Suresi Kur’an’ın neresindedir?

Necm Suresi, Kur’an’daki 6.236 ayetin 4.785. ayetinden 4.846. ayetine kadar uzanır.

Necm Suresinde secde ayeti var mı?

Evet. Medine Mushafında Necm Suresinde secde işareti şu ayetlerdedir: 62.

Necm Suresini dinleyebilir miyim?

Evet. Necm Suresinin 62 ayetinin tamamı burada ayet ayet, 43 okuyucudan dilediğinizin okuyuşuyla çalar, ücretsiz ve üyeliksiz.

Necm Suresi için hangi Arapça metin kullanılıyor?

Kral Fahd Kompleksi’nin Osmani Hafs metni, Kompleksin kendi yazı tipi KFGQPC Uthmanic Hafs V22 ile dizilmiştir. Bu sayfadaki her sayı, 62 ayet ve 360 kelime dahil, aynı metinden üretilir.

Necm Suresini dinle

Kur’an okuyucuları

Kuran kelime kelime ve günlük okuma alışkanlığı tek ücretsiz uygulamada.

App Store'dan İndirinİndirin Google Play